Serbest Kürsü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Serbest Kürsü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3

Üçüncü köprüye  Yavuz Sultan Selim adının verilmesine itiraz ediliyor.
Deniliyor ki: Yavuz Sultan Selim Alevileri katletmiştir. Kesmiştir, bu coğrafyalarda derin acılar yaşatmıştır.

***

İyi güzel de..
Dersim'i bombalama emrini Atatürk vermemiş miydi?
Sabiha Gökçen de Dersim'i havadan bombalamamış mıydı?
Sabiha Gökçen de Alevi katliamı yapmamış mıydı?
O halde neden "Yavuz'a hayır" diyenler, aynı ses tonu ve kararlılıkla Sabiha Gökçen adının havaalanına verilmesine, Atatürk'ün adının muhtelif yerlerden kaldırılmasına ses etmediler ve etmiyorlar?
Neden şöyle güçlü bir "Sabiha'ya hayır kardeşim" haykırışı yükselmedi ve yükselmiyor?
Neden Atatürk'e böyle bir emir verildiği için toz kondurulmuyor?

***

Cevabını vereyim:
Bizim memlekette milli adettir, zalime de mazluma da kimlik sorulur. Zalimin de mazlumun da kimliğine bakılır ve ona göre muamele edilir.
İsten hep bu yüzden "kesen" ile "bombalayan" arasında fark gözetilir.
İşte hep bu yüzden "Kesene de, bombalayana da hayır" denmez, denemez..

Hatırlatma: Hürriyet yazarı Ahmet Hakan'a teşekkürler.

0


Karadenizliyim!
Lazca konuşma merakım hiç olmadı.
Ana dilde lazca isteğim olmadı gibi.
Karadeniz diye adlandırılan topraklarda hep gurbeti yaşadım.
Bazen inşaatçı oldum, bazen hamal.
Bazen yurt dışına göç eden emekçi.
Bazen milletvekili, bazen mühendis.
Patika yollarla doludur yaşadığım yer. Keçi yolu diye tabir edilen
yolları hiç keleş ile dolaşmadım.
Pusu atmadım askere, polise.
Senin gibi açlığı iyi bilirim. Beraber yüklendik ülkenin en ağır yükünü.
Emekçileri oynadık nesiller boyu.
Sen susuzluktan yakınırken ben sellerin sürüklediği molozlar arasında
kaybettiklerimi­n cesetlerini aradım.
Senin adın sınır kaçakçılığıyla anılırken, ben yasa dışı silah
kaçakçısı olarak tanındım.
Silah ürettim evimin ahırında, namlu taktım oyuncak silahlara.
Sen Irak, Suriye topraklarında gezinirken ben de Gürcistan
topraklarına uzanmışım ara sıra.
Bazıları bizi çok özdeş kabul eder.
Lazlar Kürt’ün deniz görmüşüdür der bilirsin.
Benziyor muyuz gerçekten?
Hem de çok, hem de hiç!
Aslında benziyoruz; sen karnı burnunda anne adaylarını kızak ile hastanelere
taşırken ben sırtımda taşıyorum.
Benzemez miyiz?
Ülkenin en ağır işlerini beraber sırtlandık.
Sen beton dökerken ben duvarcılık yapıyordum. Sen duvar örerken ben
demir döşüyordum.
Sen park simsarlığı yaparken ben gazinoları haraca bağlıyordum.
Benzemez miyiz?
Senin çocukların ile benim çocuklarımın kaderi de aynı, aynı
hastalıklardan kırılırlar, aynı hastalıklardan sakat kalırlar, aynı
eğitimsizlikten­ mağdur olurlar.
Benzemez miyiz hiç?
Sana ulaşma konusunda devletin nasıl geç kaldığını iddia ediyorsan
benim de farkım yok bilesin.
Devleti hep jandarma diye bilir yörem insanı.
Sizdeki gibi.
Benzemez miyiz?
Aynı gelenek yüzünden silahına sarılıp binleri öldürdük namus anlayışı
gereği.
Silaha merakımız, silahı yaşamın parçası görme anlayışımız hep aynı.
Benzemez miyiz?
Kürtler, Lazların deniz görmemişidir!
Ana dil hiç sorun olmadı benim için, bahane de olmadı.
Kültürel haklar gerekçesi ile hiç cana kıymadım ben.
Hiç pusu atıp mayın döşemedim körpe delikanlılara, yiğitlere. vatan
için görev yapanlara.
Hiç işyeri yakmadım.
Hiç kepenk kapatmadım insanların yüzüne.
Hiç yollara düşüp caniliği, canileri savunmadım.
Hiç Mehmetçik ile puştu bir tutmadım, yakıştıramadım vicdanıma.
Hiç benzemiyoruz hiç!
Çanakkale’de ben de öldüm.
Yetmedi Pontus çeteleri ile mücadelede öldüm.
Ruslara karşı öldüm.
Yetmedi Kore’de öldüm, Kıbrısta öldüm.
Bunu iğrenç ayrılıkçılık anlayışına kılıf uydurmak için malzeme konusu
yapmadım.
Nereden bilebilirim ki Çanakkale’de ölen atalarımın şimdilerde yapmaya
çalışacağım ayrılıkçılığa anlayış gösterebilecekl­erini ki!
Zafere ulaşmak için her yol mübah demedim, diyemedim.
Çocuklarımı sokaklarda taş atsınlar, barikat kursunlar diye yollamadım.
Bayrakları çiğnesinler, Milli Marşı söylemesinler diye öğütlemedim.
Lazlığımı Türklüğümün önünde görmedim hiç bir zaman.
Ben dağa çıkmadım.
Ülke ülke dolaşıp vahvahlarımı anlatmadım.
Bir oğlumu dağa bir oğlumu üniversiteye birini askere yollamadım.
Devlete vergiden kaçıp eşkiyaya haraç vermedim. Ekmeğine yağ sürmedim.
Gece dağda gündüz kurumda olmadım. Hastaneleri basmadım, okulları
yakmadım, şantiyeleri havaya uçurmadım...

2



Şunca yıllık erkeğim kadınlar tarafından övülmelere, yere göğe sığdırılamamalara doyamayan bir erkek türü varsa, o da seven, sevdiğini belli etmeyen, kelimelere dökmeyen ama hareketleriyle arada sırada hissettiren erkek türüdür arkadaş. Ne zaman çiftli bir ortamda bulunsak, evli arkadaşları ziyarete gitsek, eşimden dedikodu alsam işittiğim, övülen tek adam budur. “Bizimki sevdiğini söylemez ama bilirim ben sever” diye başlayan cümlelerle i*nenin evladı övülür de övülür.

Bak şimdi ben kendimi övmeyi sevmem ama düşünceli biriyimdir. Bugüne kadar eşimin bir gün pazar alışverişi yapmışlığı, bir gün cam silmişliği yoktur. Her haftasonu temizliğimi yaparım, bulaşık makinesini doldururum, eşim doldurmuşsa mutlaka ben boşaltırım, çamaşırları birlikte asarız, haftanın iki günü çocuğa bakarım, o kız arkadaşları ile gezer, sinemaya gider, tiyatroya gider. ama arkadaş karısının bilmem kaç zaman önce istediği ayakkabıyı unutmayıp da doğum gününde alan “bunu istemiştin al “ diye veren adam kadar kıymetim yok! Neymiş o bu hareketiyle sevdiğini belli ediyormuş, lan embesil ben her gün belli ediyorum? Kusurumuz bunu arada bir yaptığımız salakça bir hareketle hissettirmemek mi?

Kadınları anlamak için burada sürüyle yazı yazdım; aslında çok basitler, biraz dikkat edin anlarsınız falan dedim ama değil. Arkadaş 15 yıldır resmen saçımı süpürge ettim, hala spordan eve dönerken karısı seviyor diye kadayıf alan kocanın mertebesine erişemedim. Hala daha bu adam bana örnek gösteriliyor ya ona bozuluyorum. Demek ki neymiş? Kadınlara istedikleri şeyi öyle hemen şıp diye vermeyeceksin, verirsen kıymeti olmuyor arkadaşım. Ayda yılda bir bir kilo baklava götürüp aklını alacaksın.

Lan 8 yıldır cam siliyorum ben be, kodumun Kerim’i bir kutu tatlı aldı diye benim önüme geçecekse ben o Kerim’i de, yaptığı işi de yerim. Belli etmiyormuş da hissettiriyormuş, hissinize s*çayım. Almıyorum lan toz moz.

Konuk Yazar : diazepam